İdealist yaşamak. Günümüzde anlamını yitirmiş bir öğreti idealizm. Bunun sebeplerinin en başı materyalist düşüncelerin büyüyen kapitalist düşüncenin içine çekilerek bütünleşmesi ve materyalizm öğretisinin sadece materyale dönüşmesidir. Kısaca özetlersek idealizmi kapitalizme kaptırmaktır. Daha kısaca özetleyecek olursak astronot olmak isteyen bir çocuğun yerine, ps3′ü olan bir çocuk olmaktır. Dahada kısaltacak olursak hayallerinizin, ideallerinizin, öğretilerinizin, doğrularınızın, yanlışlarınızın elinizden alınmasıdır. Siz(Biz)lerin mühim işler yapacak vaktini çalmadan biraz yazmak dertleşmek istiyorum bu konu üzerine.
Punk’ı kültürel anlamda bir hareket haline sokan bazı faktörleri saymaya çalıştım. Boş bir sebep uğruna etrafta herşeyi parçalamaya çalışan, gaddarlık yapan, çalıp çırpan, kavga eden; günümüz punk stereotipi olarak gösterilmeye çalışılan kişiler; aslen güzel görünümlü aptal kafalı pop yıldızlarından farksızdırlar.
Punk’ın objektif gerçekliğe olan bağımlılığı paylaşılan tecrübeler noktasından ileri gelir. Dışarıda kalabalıkta duran herkes, tecrübenin gerçekliğini hisseder. Kimsenin çıkıpta farklı olmak konusunu açıklayıcı bir doktrin yazmasına gerek yoktur bu tecrübeyi paylaşmak için. Gerçek, aynı tecbrübeyi paylaşmış insanlarca böylece belirlenir ve anlaşılır.
Hayatımın yarısından fazlası boyunca bir parçam olduğu için; süregelen sosyal fenomen Punk’ı tanımlamaya kalkışmanın ve gerekirse savunmanın zamanı geldiğine inanıyorum. Hayret edilesidir ki, bu kadar çok kültüre yayılmış ve duygusal bir şey bu kadar zamandır tanımsız kalmıştır. Punk’ın kökleri tarihte birçoğunuzun tahmininden daha derinlere inmektedir.
İnsanlık, Adem ve Havva’da ayırmıştı kendini, bir erkek bir dişi diye. İnsanlık, hayvanlar dere kenarından su içerken, kendisi tastan içmeyi öğrendi diye kibirlendi, kendince ayrı tuttu kendisindeki biyolojik yapı ile hayvandakini. İnsanlık, izlediği, gördüğü, hissettiği şeyleri bir kalemde silerek bencilce “yarattım” kelimesini kullandı. Gözleri kapandığından göremedi “yarattım” dediği herşey aslında vardı. “YOK” dedi, yok olduğuna inanmak için kendi attığı yalana inandı. Hep bir soruda kaldı, onuda taşa bağlayıp bir dereye attı. İnsan, insanı değerlendirdi, sonrada birbirinin kafasını ezdi, bitti. Kültür dedi, kültür dediği götü boklu kalem tutan bir eldi. Barbar dedi, ama kim barbar değildi ki. Ya neydi? Belki bir hiçti, belki de sadece bir neyi üflemekti, belki bir fileden topu geçirmek, belki bir ağacın dalındaki tırtıl, belki bir pazar ekiydi. Ne fark eder ki, önemli olan öğrenmekti.