Geo, bu sayısında yaratıcılığı masaya yatırıyor. Homo creativus yaratıcılığı sayesinde geceleri gündüz eder, gökleri fetheder, bilgisayarlar yapar, hatta ruhunun derinliklerini araştırıp kendisini yeni bir insana dönüştürür. Peki yaratıcılığı ortaya çıkaran koşullar nelerdir, yaratım süreci nasıl işler? Hepimizin içinde bir sanatçı, mucit yatar mı? Haziran sayımızda tüm bu sorulara yanıt aramakla yetinmiyor, yaratıcı süreçlerin işlendiği, evrenin en karmaşık yapısı beyni tanıtıyor, sınırlı alanlarda mucizevi başarılar gösteren savantları, yapay zekâ araştırmalarında gelinen son noktayı, hayvanlar âleminin sanatçılarını ele alıyoruz. Eğlendirici olduğu kadar zorlayıcı yaratıcılık testimiz’de cabası.
Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905′de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu. İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Anneler günü işte böyle manalı bir şekilde hayatımıza girmiş ama hikaye bu kadarla mı bitiyor acaba?
Sanat; gerçekliği özel bir yansıtma biçimidir. Gerçeklik daima önce gelir gerçek burada varlık ile eş anlama gelmektedir. Varlık, organik inorganik, ruhsal ve sosyal gerçeklik olabilir. Sanat tümünü yansıtabilir. Ancak Marksizm için bu gerçekliğin özünde, ne olduğu sorusunda ortaya çıkar. Bu gerçekliğin, sanatın objesi olması sorgular. Bu sorgulama Marksist Estetiğe yön verir.
GEO bu sayısında yıllarca dudak bükülen bir konuyu, iyimserliği mercek altına alıyor. Bilim insanları, 20 yıldır sadece marazların değil insanın pozitif yönlerinin de incelenmesi gerekliliğini kabul ettiğinden beri, olumlu düşünce de araştırma konuları arasında yerini aldı. Peki optimizm gerçekten de Milan Kundera’nın dediği gibi, “aptalların afyonu” mu yoksa insanı daha sosyal, başarılı, etkin ve sağlıklı olmaya iten bir güç mü? İyimserliği besleyen kaynaklar, iyimserleri kötümserlerden ayıran temel kognitif farklılıklar nelerdir? Öğrenilebilir mi? Bu yazıyı okuduktan sonra bakalım optimizmin “naif” gücünü içinizde hissedecek misiniz?
Pardus işletim sisteminin ana parçası masaüstü programcığı KDE’nin yardım dosyalarını Türkçe’leştiriyoruz. Bu zahmetli işin altından kalkabilmemizin tek mümkünatının daha fazla kişinin çeviriye destek olmasının gereğinin farkındayız. İşte bu yüzden ingilizce Intermediate seviyesi olan tüm öğrencileri desteğe çağırıyoruz. KDE yardım menüsü Türkçe olursa tüm Pardusta kullanılan programların yardım dosyaları KDE yardım üzerinden güncellenecek Pardus’a geçen kullanıcı daha hızlı bir uyum sağlayacaktır.