2 acı 1 tatlı haber

İşte hayatın formülü bu kadar basittir televizyonda. Sizler ekranlarda gösterilenlere bakarken rejide bir sonraki haberin konusu konuşulur, belkide bir sonraki heyecanlı haberi söyleyip reklam arası verilir. Sizlerde o arada gider mısır cipsi alır kaldığınız yerden devam edersiniz izlemeye. Ekranda duruma göre bir adam veya bir kadın belirir, önüne kağıtlar gelir. Haberin içeriğine göre ekrana sahte bakışlar atarak haberi okumaya başlar. Acılı bir haber okurken gözleri aşağı bakar, magazinel bir haber anlatınca yavşakça güler, ilginç haber anlatınca ardından ağzını yayvan bir şekilde açıp bizlere sırıtır. Yazının devamını okumak için tıklayın!

Hayal ürünüdür!

Saat oldukça ilerledi, hava kararmaya başladı. Optimist görüşlü olsamda havanın kararması ile içimide karartmıştı. Gerçi sebep hava filan değildi. Nasıl olsa sürekli perdesini bile açmaya üşendiğim odam hep karanlıktı. Yıllardır sırt ağrılarımın baş nedeni olan çekyat ve kankası bilgisayarla gene üçlü bir şekilde kurulmuş dördüncü hangi film olsun diye düşünürken. Poşedi açıp içinden üzerinde PRINCO yazan cd’yi çıkardım. Üzerinde princo yazsada aslında içinde duygusal temalı, bir o kadar kan öğeli yirmisekizli, mirmisekizli tırt bir devam filmi vardı. Taktım. Yazının devamını okumak için tıklayın!

21.yy'ın yönetim şekli: Korsancılık

20. yy ile geride kalan bir emperyalizm yönetim şekli. Ve 21. yy yeni ütopik yönetim şekli olan korsancılık. Bildiğiniz gibi yaşadağımız zamanda adlarını bile bilmediğimiz yöneticiler, onların adamları ve onların adamları şeklinde kurulmuş firmalar ve düzenler üzerinden yönetilmekteydik. Doğru dürüst bir kimliğe bile bürünememişken dikilen kurumsal kimlikler çıkmıştı önümüze. Onlar ne sunarlarsa bunları kabul etmek zorundaydık(pratikte). Peki istediğini yapan kişiler birgün farkında olmadan bizlere sattıkları şeyleri yavaş yavaş sermaye dışına kaptırdıklarını farkettikçe neler oluştu? Yazının devamını okumak için tıklayın!

Sitemizde sivil toplum içerikli yazılarda her ne kadar iletmeye çalışsakta Yazının devamını okumak için tıklayın!
Sistem nereye biz oraya

Hergün yeni birşeyler çıkıyor, yapılıyor, oluşuyor. Hergün monoton hayatımıza anti-monoton terimler giriyor. Bu anti-monoton katalizörler biz enzimciklere monoton kısmını yapıştırıp bizleri zombiciklere çeviriyor. Bizler bu katalizörlerin farkına varmadan anti-emperyalist sözler savuruyor, hayata tutunamamaktan sözediyor, kazan-tüket türünde robotlara çevriliyoruz. Beynimizde oluşan anlık aydınlanmalarda elmaların parlaklığında yokoluyor. Kurtlu elmaları afiyetle yemeye başlıyoruz, ama bağırıp, çağırmaktan bıkmıyoruz. Yazının devamını okumak için tıklayın!

Sayfa: 1 2 3 İleri