Punk’ı kültürel anlamda bir hareket haline sokan bazı faktörleri saymaya çalıştım. Boş bir sebep uğruna etrafta herşeyi parçalamaya çalışan, gaddarlık yapan, çalıp çırpan, kavga eden; günümüz punk stereotipi olarak gösterilmeye çalışılan kişiler; aslen güzel görünümlü aptal kafalı pop yıldızlarından farksızdırlar.
Punk’ın objektif gerçekliğe olan bağımlılığı paylaşılan tecrübeler noktasından ileri gelir. Dışarıda kalabalıkta duran herkes, tecrübenin gerçekliğini hisseder. Kimsenin çıkıpta farklı olmak konusunu açıklayıcı bir doktrin yazmasına gerek yoktur bu tecrübeyi paylaşmak için. Gerçek, aynı tecbrübeyi paylaşmış insanlarca böylece belirlenir ve anlaşılır.
Hayatımın yarısından fazlası boyunca bir parçam olduğu için; süregelen sosyal fenomen Punk’ı tanımlamaya kalkışmanın ve gerekirse savunmanın zamanı geldiğine inanıyorum. Hayret edilesidir ki, bu kadar çok kültüre yayılmış ve duygusal bir şey bu kadar zamandır tanımsız kalmıştır. Punk’ın kökleri tarihte birçoğunuzun tahmininden daha derinlere inmektedir.
Son yıllarda bir “Korsana hayır” gidiyor. Herkes televizyonlara çıkıp korsana hayır diyor, siteler açıp protesto ediyor. Korsanlık adaletin el kitabında suç olarak geçer bunun eğrisi doğrusu yoktur. Peki konu bu kadar basit mi sizce? Ya fahiş fiyatlar, bunlar da suç mu? Tabii ki suç! Ama kim bunu takıyor? Biz cevap verelim: Kimse. Çünkü o kadar güneşi balçıkla sıvamaya uğraşıyorlar ki kendi yaptıklarının korsanlık olduğunun farkına varmamıza imkan vermiyorlar ve bunun sonucunda ceplerini daha fazla doldurmaya çalışan insanlar ürüyor. Bir önceki konumuzdaki işlediğimiz göreceli doğruluk kavramı bir kez daha ortaya çıkıyor. Gerçekse her zaman karşımızda duruyor.