Olmayan Ülkenin Çocukları yenilendi!

Uzun bir aradan sonra nihayet tekrar beraberiz. Bu süre zarfında bizi takip eden herkese öncellikle teşekkür ederiz. Sitemiz öncelikle görfüğünüz gibi baştan sonra tasarım açısından yenilendi. Bunun dışında iç kısımlardada yenilikler yaptık. Artık daha kararlı bir şekilde karşınızdayız. Yazının devamını okumak için tıklayın!

Olmayan ülkeyi ararken #3

Hayallerimiz vardı ve inandıklarımız. Herkes hiçe sayarak ezer geçerdi, çünkü ezerek geçen hiçkimse bu hayallere inanacak kadar kendini kandıramamıştı. Ne bir cesaret vardı, ne bir inanç, ne bir gerçek. Tek bildikleri, bilmeyerek imrendikleri hayallere salyalarını akıtarak tükürükleriyle nefret dolu kinlerini kusmaktı. Kanatlarınız çıkmadığından hor görürlerdi, tiyatro icat edildiğinden rol derlerdi, gözlerinizi kıstığınızda nefret beklerlerdi. Peki kim bilirdi? Asla pes etmemekti, inanç dolu bir hayatta, her zaman hayaller yaşıyacak bir yere sahip olacaktı, siz kendinizi kandırsanızda. Her zaman 2+2 tahtada 4 olacaktı, hayallerde ise belki asla anılmayacaktı.

Olmayan ülkeyi ararken #2

Aynada gördüğümüz kendimizi bile anlayamazken, en yakın arkadaşımızla, eşimizle, dostumuzla bile anlaşamazken, sayıları milyonlarla ölçülen ülkelerin birbirini anlaması olabilir mi gerçekten? Herşeyi bu kadar hor kullanırken, her defasında bizi allı ballı kutular, paketler içinde şeytanla çilingir sofrasına oturmamıza ne demeli. Özgürlük diye savunurken çifter çifter ayakkabı, nazar değmesin cep telefonu, çizilmesin araba, dublex, triplex, villa, yalı, şatodan kurtulamamak onlar için yaşamamıza ne demeli? Elle tutulurmu olmalı herşey aslında, ülkeler neden vardır ki, olmayan bir ülke yokmu oralarda?

Olmayan ülkeyi ararken #1

İnsanlık, Adem ve Havva’da ayırmıştı kendini, bir erkek bir dişi diye. İnsanlık, hayvanlar dere kenarından su içerken, kendisi tastan içmeyi öğrendi diye kibirlendi, kendince ayrı tuttu kendisindeki biyolojik yapı ile hayvandakini. İnsanlık, izlediği, gördüğü, hissettiği şeyleri bir kalemde silerek bencilce “yarattım” kelimesini kullandı. Gözleri kapandığından göremedi “yarattım” dediği herşey aslında vardı. “YOK” dedi, yok olduğuna inanmak için kendi attığı yalana inandı. Hep bir soruda kaldı, onuda taşa bağlayıp bir dereye attı. İnsan, insanı değerlendirdi, sonrada birbirinin kafasını ezdi, bitti. Kültür dedi, kültür dediği götü boklu kalem tutan bir eldi. Barbar dedi, ama kim barbar değildi ki. Ya neydi? Belki bir hiçti, belki de sadece bir neyi üflemekti, belki bir fileden topu geçirmek, belki bir ağacın dalındaki tırtıl, belki bir pazar ekiydi. Ne fark eder ki, önemli olan öğrenmekti.

“Olmayan Ülkenin Çocukları” yeniden

Üniversitede okuyan öğrenciler bilirler mayısın sonları finallere denk gelir. Bu yüzden yazılara bir süre ara vermiştik. Site bu sebeple güncellenememişti. Ancak bizler sizlere sürpriz yaparak sitemizi kullanış yönünden yeniledik. Artık daha hızlı ve daha stabil olarak çalışıyor. Tarayıcılarda oluşan sorunlarıda giderdik. Üyelikleri aktarmak için sizlere sistem tarafından otomatik olarak şifreler gönderdik. Bu yüzden e-postanıza yeni şifreleriniz gelirse şaşırmayın. Kısaca artık deneme bitti, şimdi serüven başlıyor. Saygılarımızla…

Sayfa: Geri 1 2 3 4 İleri