
Hayallerimiz vardı ve inandıklarımız. Herkes hiçe sayarak ezer geçerdi, çünkü ezerek geçen hiçkimse bu hayallere inanacak kadar kendini kandıramamıştı. Ne bir cesaret vardı, ne bir inanç, ne bir gerçek. Tek bildikleri, bilmeyerek imrendikleri hayallere salyalarını akıtarak tükürükleriyle nefret dolu kinlerini kusmaktı. Kanatlarınız çıkmadığından hor görürlerdi, tiyatro icat edildiğinden rol derlerdi, gözlerinizi kıstığınızda nefret beklerlerdi. Peki kim bilirdi? Asla pes etmemekti, inanç dolu bir hayatta, her zaman hayaller yaşıyacak bir yere sahip olacaktı, siz kendinizi kandırsanızda. Her zaman 2+2 tahtada 4 olacaktı, hayallerde ise belki asla anılmayacaktı.







