Kas
Ölüm Yaşamın Neresinde?

Akşam haberlerini açıyorum; ekranda dramatik bir anne göz yaşları içinde ağlıyor ve haykırıyor: ‘Ne olur onu kurtarın’ diyerek.Kumandayı kullanarak farklı kanala zaplıyorum ve Mehmet Ali Birand karma türkçesi ile bacaklarını doğuda mayın sonucu bırakmış gazi ile röportaj halinde sordukça soruyor.kumandaya bastıkça basıyorum saat haber saati ve ben haberlerden kurtulamıyorum.Ekranda şimdi de bir trafik kazası bir grup öğrenci genç kamyonun arkasında ki araçtaymış ama araç neredeyse ortada yok! Gençler alkollü değil ama öndeki şoför alkollü ve o aniden şerit değiştirerek frene basmış.Ortada görünmeyen araca bir takım kesici aletlerle davranan itfaiye görevlilerinden biri bağırıyor: ‘ Buraya uçmuş biri’.Ekrandaki bu sese o kadar duyarsızca ZAP yaparak geçiyorum ki kendime inanamıyorum.Bir diğerinde saçma sözlerden oluşan bir pop şarkısı fonunda dans eden kıllı bir erkek alttaki mesaj kuşağında bir yazı dikkatimi çekiyor; ‘Tüm kader mahkumlarına selam ederim Ağır cezaevi vs.’.Farkediyorum ki ölüm bu ülkede o kadar sıradan o kadar basitleşmiş ki artık sayısı ile tepki çekebiliyor.Bir yada iki şehit haberi medyada sadece tek günlük 7 dakikalık haber videosu halinde.Daha acısı yaralı sayısına verilen önem ki bir araba kazasında yaralı sayısının on ve üstü olmaması gazetelere dahi çıkmasına engel.artık illa 10′dan fazla şehit vermeliyiz güneydoğu sorununu masada tutmak için ve artık onlarca insan ölmeli trafiğe pür dikkat kesilmeye.Yürürken aniden bir fren sesi duyduğumuzda o yöne hafif bir bakış atmayanlarımız hatta ‘Çantamı çaldılar’ diyen feryada kayıtsız kalanlardanız.Ölüm o kadar yakın ki, her yaya geçidinden geçerken ölümle selamlaşıyorum ve arabanın içinde acaba diyorum her seferinde.Sadece bu yıl Mezopotamya denen bu kanlı coğrafyada binlerce kişi öldü.Bu topraklar susuzluk sorunu asla çekmeyecek bu bir gerçek zira ölüme o denli sıradan bakan bir insan profilimiz var ki..Bunun başlıca nedeni kökenlerimiz atalarımız.Savaşların ölümlerin ve hastalıkaların her coğrafyadan daha fazla olduğu bu toprakların altında sihirli bir güç oyunlar kuruyor her gün güneşle beraber.Bitmeyen bir kan seli içindeyim.Yarın yine o selin içinde okulumagiderken düşüneceğim ya da bir otobüs camından bakarken yoldaki yayalara veya tren camına dayadığım alnımın izi ile raydan ne zaman çıkacağını düşüneceğim.Artık ölümün yakınlığını unuttuk sanırım vebu yüzden hatırlatmak istedim.
Ölüm bu kuşa ne kadar yakındı ki o tüm sevimliliği ile kameraya gülümsüyor.Arkasından gelen ölüme meydan okurcasına hala gülümsüyor ve ben ekrana bakıyorum; araçtan çıkarılan gençlere kalp masajı yapılıyor ve yandaki görevli: ‘Ex bu diğerine bak!’ derken yerdeki genç hala ekrana gülümsüyor.
Sağlıcakla Kalın,
Biber..







