
Sanatını sadece kağıt parçaları ve makasla icra eden, ortaya çıkan eserleri insanı hayrete düşüren, rengarenk kompozisyonlarıyla izleyenleri fantastik bir dünyaya çeken bir sanatçı Jen Stark. Çalışmalarını kişisel sitesinden inceleyebilirsiniz.

Sanatını sadece kağıt parçaları ve makasla icra eden, ortaya çıkan eserleri insanı hayrete düşüren, rengarenk kompozisyonlarıyla izleyenleri fantastik bir dünyaya çeken bir sanatçı Jen Stark. Çalışmalarını kişisel sitesinden inceleyebilirsiniz.

Hayal konusu üzerine akıllara kazınıcak, ağlasam mı gülsem mi dedirten bir kısa film. Ancak izleyenlerden tarafından o kadar tutulmuş bir karakter olmuştur ki kiwi! kendisi adına bir imza kampanyası bile başlatılmıştır. Bazı fanatikleri tarafından değişik versiyonları yapılmıştır. Herkesin izlemesi gereken bir film. Aşağıdaki ‘Göster‘ tuşuna tıklayarak hemen izleyebilirsiniz. Detaylar için buradan. show

Son yıllarda bir “Korsana hayır” gidiyor. Herkes televizyonlara çıkıp korsana hayır diyor, siteler açıp protesto ediyor. Korsanlık adaletin el kitabında suç olarak geçer bunun eğrisi doğrusu yoktur. Peki konu bu kadar basit mi sizce? Ya fahiş fiyatlar, bunlar da suç mu? Tabii ki suç! Ama kim bunu takıyor? Biz cevap verelim: Kimse. Çünkü o kadar güneşi balçıkla sıvamaya uğraşıyorlar ki kendi yaptıklarının korsanlık olduğunun farkına varmamıza imkan vermiyorlar ve bunun sonucunda ceplerini daha fazla doldurmaya çalışan insanlar ürüyor. Bir önceki konumuzdaki işlediğimiz göreceli doğruluk kavramı bir kez daha ortaya çıkıyor. Gerçekse her zaman karşımızda duruyor.

Bir ekşidir gidiyor internet üzerinde. Ne okunsa “Ekşi dediyse doğrudur.” deniliyor. Üstelik kurucularına site ekipleri tarafından yapılan bir şaka, haber sitelerinde haber olarak gösteriliyor. Burada aklımıza “Doğru nedir?” sorusu geliyor. Doğruları belirleyen nelerdir? Duyduklarınız mı? Gördükleriniz mi? Yoksa kendi doğrularını mantık çevresinde yorumlamak mı? Bizce doğru ve gerçek bu sorularla açıklanamayacak kadar karmaşık kavramlar ama konuşulması gereken konuların en başında geldiğine hem fikiriz.

“Tik tak tik tak tik tak… Saat 12 olmak üzere. Birazdan topuyla sokağa fırlar, spor ayakkabılarını giyerek. Acaba beni de yanına alır mı? Ama acelesi olacak beni hatırlaması çok zor. Olsun bende ona sorarım, böylece hatırlar değil mi? Hayır bunu yapamam. Bu zaten kendini davet etmek olur, çok terbiyesizce.” dedi çocuk ve aniden yukardan bir gürültü duyuldu, birisi hızlı hızlı merdivenlerden inerek geliyordu. Son 3-4 basamağa ulaştığında merdivenlerden yere doğru atladı. Elindeki futbol topunu tutarak aceleyle spor ayakkabılarını giymeye çalışıyordu.