Sistem nereye biz oraya

Hergün yeni birşeyler çıkıyor, yapılıyor, oluşuyor. Hergün monoton hayatımıza anti-monoton terimler giriyor. Bu anti-monoton katalizörler biz enzimciklere monoton kısmını yapıştırıp bizleri zombiciklere çeviriyor. Bizler bu katalizörlerin farkına varmadan anti-emperyalist sözler savuruyor, hayata tutunamamaktan sözediyor, kazan-tüket türünde robotlara çevriliyoruz. Beynimizde oluşan anlık aydınlanmalarda elmaların parlaklığında yokoluyor. Kurtlu elmaları afiyetle yemeye başlıyoruz, ama bağırıp, çağırmaktan bıkmıyoruz.

Elbette 21. yy veletleri olan bizlerden bahsediyorum. Herşeye bir protest duruş yerleştirip, aslında tırtın önde gideni olan bizlere(bkz. genelleme). Nedense hepimiz bir anti emperyalist görüş içindeyiz. Ancak emperyalistin kalesinden bir taş bile sökebilmiş değiliz. Hatta sökmek ne kelime, tuğla dizmekteyiz. Gerçi objektif bakarak emperyalizmi karalamadan olaya bakıcak olursak ironi aslında emperyalizmin büyümesi değil emperyalizme karşı bu kadar insan yumruk sallarkan hiçbir işe yaramaması. İşte bunun sebebi yumrukların yağlı kıçlarımızda patlamasıdır. Bu yumruklar aslında kendimize salladığımız ancak salladığımız yerden baktığımız için farkında olmayışımızdandır.

Basitçe örneklemek gerekirse. Önce bir protest varsaydığımız bir kişiyi ele alalım. Bu kişiye soralım:

Emperyalizim hakkında ne düşünüyorsun?”
“- Kahrolsun abi”

Eyvallah, tamam güzel cevap. Gelelim 2. kelalaka soruma:

“Abi konsere gittin mi”
“Ne konseri abi?”
“Rock’n Coke”
“Ne diyosun ya harikaydı. X’in performansı mükemmeldi. Y’yi beğenmedim ya, çok özentiydiler. Falan da filan da…”

İşte kafa atmak istediğiniz an bu olmalıdır. İşte bu karakter ki bu kişi hepimiz olabiliriz. İşte tırtın önde gideni, işte emperyalizme saldırmak yerine saldırmamız gereken asıl nokta, işte yumruğu kıçımıza soktuğumuz an bu andır. Bunu anlamayacak olan varsa hiç sallamasın bu yazıyı, şimdi tek tek açıklayamayacağım. Ancak mesaj alınmıştır.

Eğer ki demokratik bir hayattan bahsediyorsak. Bu bakış açısıyla insanların özgürlük çemberi içindeki yerine küfredemeyiz. Ancak bu ikilem içindekine küfredebiliriz. Nedendir bu tırtlık, nereden gelir, nasıl durdurulabilir? Bu sorulardır hep kafamı kurcalayan, zaman zaman cevaplar bulurum: bazen irade derim, bazen olmamışlık, bazen kararsızlık derim, bazen çelişki ancak kolay ve dandik bir yol varsa oda buradan geçer buna eminim.

Formül belli “Sat, sat, sat, sat, kazan, kazan, kazan, rüşvet, rüşvet, rüşvet, kuralları belirle, kuralları belirle, istediğini oynat, istediğini oynat, istediğine inandır, istediğine inandır”. İşte budur bizi yıkan.

Saygılarımla,
Yağlı kıçlara…

"Sistem nereye biz oraya" için 1 yorum var
  1. Valla bu konuda hemfikiriz sanırsam. Ben bu konserlerde sisteme karşıyız tiplerini görürüm. Hani “cacık olmaz” diye bir tabir var ya işte. Bunlar öter öter cacık olmaz.

Yorumunuzu ekleyiniz

OUC TV

Lösemi artık kimseyi üzmesin!
Siz kör olmadığınıza emin misiniz?
İnsandan kaykay
Görünmez su efekti
Avrupa hava trafiği
Gerçek Transformer